Ana Sayfam Yap : Sık Kullanılanlara Ekle 27 Zi'l-ka'de 1438 ,
Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulmaktadır: "Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden Ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir." (el-Bakara, 185).


Herşeye varmak için bir yol vardır. Cennetin yolu dini bilgilerdir. [Hadis-i Şerif]        Hizmet Nimettir  
Ana Sayfa : Üyelik : Ziyaretçi Defteri : Destek : E-Kart : Hakkımızda : İletişim  
 Dinibilgiler.gen.tr Online Web Sayfasına Hoşgeldiniz. Hayırlı gezintiler dileriz.
Bize bu imkanı veren Yüce Allah(cc)'a hamd, Alemlerin efendisi
Hz.Muhammed (sav)'e, onun aile ve ashabına salat ve selam olsun !
Bütün peygamberlere ve Allah dostlarına da selam olsun !
Bütün mü'min kardeşlerimizede selam olsun !
 
Üyelik Girişi Yeni Üyelik : Bilgilerimi Unuttum
Kullanıcı Adı: Şifre:
 Zikir'in Tasavvuftaki önemi
Dinibilgiler.gen.tr - Zikir'in Tasavvuftaki önemi

Allah adını anmak en güzel mutluluk, Kalp ancak O'nunla huzura erer. Kalbi temizlik, zikirle mümkün olabiliyor. Zikirsizlik, nefse ve şeytana hizmettir. Zikir, insanı Sultan eder, aynı zamanda ruhunun susuzluğunu giderir.

Peygamberimiz (S.A.V.); "Kul günah işlediği zaman onun kalbinde siyah bir nokta olur" diye beyan buyuruyor. Elbette ki İnsan beşer, düşer, kalkar hep, sadece düşüp kalkmayan Allah (C.C.)'dır. Biz kullar her an günahla yüz yüze gelebiliyor ve kalbimizi kirletebiliyoruz. Bu durum da yapabileceğimiz tek şey, istikameti yakalayana kadar kalbimizi zikirle beslemektir. Çünkü, İlahi buyrukta belirtildiği gibi; "Kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzura erer." Kul, Allah'ı çokça zikrederek, kalbini temizleyebilir. Hatta Allah adıyla dopdolu kalbin, dünyaya bakışı da değişir. Artık çevrenin kirlenmişliği onu kolay kolay bozamaz. Yeter ki istikametle, Allah adını anmaya devam edilsin. Allah adıyla gönüller "mesrûr", gözler "sevgi", diller "hikmet" sahibi olur çünkü.

Kelimenin tam anlamıyla Allah adı, insanı "Sultan" eder, Ki; Yavuz Sultan Selim’in dile getirdiği; ‘’Padişah-ı alem olmak Bir kuru dava imiş Bir mürşide bende olmak Cümleden âlâ imiş…’’ mısraları daha da bir anlam kazanır böylece.

Resûlullah (S.A.V.), "Kıyamet gününde kulların en büyük derecesi Allah'ı çokça ananlardır" buyurarak Allah’ı ananları müjdelemiştir. Kâinatta hemen hemen her şey, kendi hal lisanıyla Allah’ı zikreder, o halde insan neden bu zikir senfonisinden mahrum kalsın ki? Evliyaullah'ın da belirttiği gibi, Allah’ı zikirde en çok sırayla:

Birinci derece Cemadat (toprak, taş, cansız maddeler),
İkinci derece Nebatat (bitki âlemi),
Üçüncü derece Hayvanat,
Dördüncü derece insanattır.

Cansızlıktan canlılığa, yani basit yapıdan daha çok mükemmel yapıya doğru gidildikçe Allah’ı anmak açısından yaratılanların cinsine göre düşüş eğilimi görülür.. Her mükemmeliyet, büyüme meyli ve gelişme yaratılmış olan her şeyi Allah’tan alıkoyabileceği anlamına gelecektir ki, insan şüphesiz bu durumda ister istemez dördüncü derecede zikreden bir konumda yer alacaktır. Fakat insan nefsine, şeytana ve çevreye rağmen zikir de gayretkar olursa bütün mahlukatın üstünde bir mevkie sıçrayabiliyor ki, bu konumda olan insan için "ahsan-i takvim" ya da eşref-i mahlukat(yaratılmışların en üstünü) denilir.

Eğer, kul nefsin hevasına kapılıp, şeytanın oyunlarına dalmış ve kötü insanların oyuncağı haline gelmişse hayvandan da aşağı dediğimiz "esfel-i safiline(hayvandan aşağı) kadar inebilir. İnsanın eşref-i mahlukat (yaratılmışların en üstünü) olabilmesi Allah'ı çokça anmasına bağlı. Hadisi Kutsi de, "Dikkat ediniz, cesette bir kalp vardır. Kalbin içinde de bir Fuat vardır. Fuat da dahi sır vardır. Sırda da hafi vardır. Hafide dahi ahfa vardır" buyrularak, aynı zamanda insanın göğsünde yer alan alem-i emirle bağlantılı letaiflere dikkat çekilmektedir. İnsanın göğsünde kalp, ruh, sır, ahfa, hafi denilen letaifler söz konusu. Her insanda bunlar mevcut letaifleri, nefsin baskısından kurtarıp, Allah'a yönlendirmek ve asıllarına kavuşturmak insanın gayretiyle mümkün. Kul, Allah'ı sıkça zikrederek alem-i emr ile ilgili letaifleri çalıştırabilir. Zikir girmeyen vücuda, ışık girmez derman yok.

Ruhumuzu, nefsimize galip kılmak için:

1- Gönül Sultanından faydalanmak,
2- Amel etmek (helal-haram bilmek),
3- Allah’ı anmak şarttır.

Aksi takdirde ruhumuzu, vücut şehrimize hakim kılamayız. Nasıl ki, hastalandığımızda hemen doktora koşuyor, onun telkinleri doğrultusunda şifa bulmaya çalışıyorsak, aynen öyle de, insan da körelmiş letaiflerine derman bulmak için, o konuyla ilgili Kalp uzmanı Salih (evliyaullah) insanlardan istifade etmesi gerekiyor.

Evliyaullah, letaiflerin özelliklerinden bahsetmişler. Bu mevzu da Muhammed Şemseddin (K.S.)'in "Miftahul Kulüp" adlı eserinde özetle;

"Zikreden kalbin akik renginde ve sol memenin altında, zikreden ruhun açık sarı ve sağ memenin altında, zikreden sırrın beyaz renkte ve sol memenin üstünde, zikreden hafinin zümrüt yeşili ve sağ memenin üstünde, zikreden ahfanın ya çok beyaz, ya çok siyah ve iki meme ortasında" olduklarını beyan buyurarak letaifi külle (letaiflerin tamamı)'leri izah etmişlerdir. Eğer Hak yolunda mesafe kat ederek letaiflerin tamamını bitiren salik varsa, Nefiy ve ispat dediğimiz ''kelime-i tevhit'' zikri verilir. Nefyi ispata geçmek için letaiflerin bütün özelliklerinin zuhur etmesi gerekiyor. Küllü letaiflerden sonra, ruhun tezkiyesi gerçekleşince, salikin (hak yolda ilerleyen, sulûk eden kişi) alnına sadakat mührü vurulur. Salik, bütün bu aşamalardan geçmiş olan mürşidi kâmilden istifade etmek zorundadır. Evliya'nın kalbi cin ve şeytandan etkilenmez. Çünkü, zikir sayesinde melek ruha, ruh da kalbe bildirerek koruma altına alınır.. Görüldüğü gibi, kulun iki yolu vardır.

1- Güzel itikat,
2- Kalbi zikir etmek.

Kutsi Hadiste; "Allah'a ulaştıran yollar, yaratılmışların nefesleri sayısı kadardır" buyuruyor. Zikir yolu, genelde iki yol üzerine, günümüze kadar gelmiştir.

1- Lisan-ı yol olan cehri zikir.
2- Kalbi yol olan hafi zikir.

Cehri zikir, sesli eda edilip, Hz. Ali (K.V.)'in de yaptığı zikirdir. Hafi zikir, sessiz yapılan zikir olup, Hz. Ebubekir Sıddık (R.A.)'ın takip ettiği metodudur. Allah'a ulaştıran yollar, yaratılmışların nefisleri sayısı kadardır ölçüsünce, her iki yolda haktır. Her iki yolun yolcuları da Allah'a ulaşmak için zikrediyorlar. Yani farklılık izlenilen metot da. Bediûzzaman Said-i Nursi Hz.leri; "Nakşibendiler gizli zikir sayesinde nefsi emmarenin başını kırmaya muvaffak olurlar. Kadiriler ise zikri cehri ile tabiat tağutlarını tarumar eylemişlerdir" diyerek konuya açıklık getirmiştir. Zikirden maksat çokluk değil, saflıktır. Önemli olan, İlâhi ente maksudu ve rızaike matlubu (Ya Rabbi maksadım sen, isteğim senin rızanı kazanmaktır) ölçüsüdür.

Resûlüllah (S.A.V.); "Allah sizin Sûretlerinize ve mallarınıza değil, kalplerinize ve amellerinize bakar" buyuruyor. Allah (C.C.) Kur'an-ı Kerim de; "Gerçek müminler, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer (Enfal 2.)" beyan buyurarak zikreden gönülleri övmüştür. İnsan hayatını mutluluğa çevirmek istiyorsa şu hadisi şerifi ölçü almalıdır: "Zikredici bir dil, şükredici bir kalp, imanınızda size yardımcı olacak bir kadın bulundurun." Hz. Peygamber (S.A.V.), sahabeler arasında, zikri hafiyi Sıddık-ı Ekber'e has kıldı.

Bir gün komşular Hz. Ebubekir'i Resûlüllah'a şikayet ederler. "Ya Resûlüllah, Ebubekir et pişirip, hatta kokusu dışarıya kadar nüksettiği halde kimseye ikram etmez."
Peygamberimiz (S.A.V.) duruma vakıf olur ve şu cevabı verir. "O sizin sandığınız et kokusu pişirilen et kokusu değil. O koku zikreden kalbin yanan kokusudur" diyerek sahabeye beyan etti.

Hz. Ebubekir, öyle can-u gönülden kalbi zikrediyor ki, ciğeri yanıyor, etrafı bile sarabiliyor. İşte Hz. Ebubekir'i "Sıddık-ı Ekber" yapan, bu durumdur. Bazıları belki diyebilir, efendim, nasıl oluyor, bir insan kalbinin yanması, madem yanıyorsa kül olması icap etmez mi diye, oysa gerçekte ateş yakar, nur yakmaz. Ama hangi ateş? Bizim ve herkesin bildiği ateş ne var ne yok yakıyor, doğrudur. Fakat bilmediğimiz bir ateş de var ki, (o ateş sayılmaz) o da "nur"dur. Nur da ise yakıcılık yoktur. Nur yalnız bir aydınlıktan ibarettir. İşte ateşle, nurun farkı budur. Allah ile kul arasında yetmişbin hicap perdesi vardır. Bu perdelerin aşılması da zikirle mümkün olabiliyor. Yalnız yetmişbin perde tabiri Allah'ın isim ve sıfatlarının tecelli daireleridir. Yani tezahür dereceleri manasınadır. Rabbûl Âlemin, "Rabbini tazarru ile gizli olarak dua ediniz (Arafat 55) ve "Rabbini tazarru ile (titreyerek) ve korkarak zikret (Araf 205)" beyan buyuruyor. Resûlüllah (S.A.V.)'de, "Zikrin hayırlısı hafi olanı, rızkın hayırlısı da kâfi olanıdır" ve "Benim ve benden önceki enbiyanın söyledikleri en hayırlı kelime Lâ ilâhe illallah’tır. Bilesin yedi kat gök ve yedi kat yer terazinin bir kefesine, kelime-i tevhit de bir kefesine konsa bu kelime ağır gelir" buyurdular.

Yine Peygamberimiz (S.A.V.); "Yeryüzünde Allah, Allah diyen bulundukça kıyamet kopmaz" beyanıyla zikrin efdaliyetini ortaya koymuştur. İmam-ı Rabbani (K.S.) büyük bir zat, zamanın müceddidlerinden ve aynı zaman da evliyalarından Müceddid-i Elfisani şöyle der: "Tevhit iki kısımdır: 1- Tevhidi şuhud, 2- Tevhidi vücut" diye. Zikirlerinde efdaliyet bakımından birbirlerine mukabil dereceleri söz konusudur. Hz. Aişe (RA)'dan rivayetle, Hz. Resûlüllah (S.A.V.); "Bazı zikirler diğer zikirlerden 70 kat daha efdaldir" buyurmuşlardır. Bir başka hadislerinde de; "kanın dolaştığı yerlerde muhakkak şeytan da dolaşır. Onun dolaşmaması için en kuvvetli silah Lâilâheillallâhul-fealu" buyurarak şeytana karşı, yapılacak tedbire dikkatimizi çekmiştir. Gerek ayeti celilede beyan olunan hakikatler ve gerekse Hadisi Şeriflerde ki sözler, zikri teşvik ediyor ve insanlığın çıkış yolunun zikirden geçebileceği vurgulanmaktadır. Eşyadan bilgi edinmek güzel bir duygu olsa gerektir, hatta insan diline çevirmek de güzel bir şey. Yalnız, eşyanın hakikatlerini çözmeye çalışırken, Allah'ı unutmak perdenin arkasını görememek demektir. İnsanlık galiba, gelecekte kendisini esir etmek isteyen teknolojik cihaz ve donanımlara karşı mücadelesini verecektir. Eşyanın esaretinden kurtulup, bir an evvel Allah'ı hatırladığında, insan da aydınlığa çıkmış olacaktır. Eşyaya mahkumiyet, vahdet arayan insanlığı perişanlığa itmektedir. Vahdet'e giden yol, Allah'ı anmaktan geçer. Zikreden insanın kalbi dakikada ortalama 124 kez vurur. Bu aynı zamanda dakika da 124 kez Allah diyerek kalbi mutmainleştirmek demektir İşte bu noktada zikrin ehemmiyeti ortaya çıkıyor. Her vuruşta bir kez Allah demek kadar bir güzel saadet var mı? Kalbin atışına paralel insanda Allah adını anarak ebedi hayata kelebek misali uçacaktır elbet. Çünkü, "Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzura erer" buyruluyor. Velhasıl, zikir en güzel sermayedir.

Kaynak: Alperen Türk, Forumlardan..

 
Yüce Allah(cc)
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Peygamberler
İslam Dini
Multimedya
Dersler
Dualar
Resim Galerisi
Mükellefin Görevleri
Mahrem Konular
Yaratılış
Ölüm ve Sonrası
İman
İbadet
Fıkıh
Tasavvuf
Makaleler
Dini Hikayeler
Metafizik
Mübarek Gün ve Geceler
Üyelik
Ziyaretçi Defteri
Destek
E-Kart
Hakkımızda
İletişim - Bize Yazın

Çembersel Sosyal Medya
Dini içeriklerinizi paylaşabilirsiniz.



2015 { www.dinibilgiler.gen.tr } 2015



TELİF HAKKI : Bi-iznillah ile hazırlanan siteye ait hiçbir maddi ve manevi karşılık beklenmemekle birlikte telif hakkı yoktur. Kaynak gösterilerek Allah rızası için serbest bir şekilde dağıtabilirsiniz.

Sitede yer alan reklam içeriklerinin dinibilgiler.gen.tr ile bir bağlantısı yoktur. Reklamların konusu dine aykırı ise, şiddetle men etmekteyiz.
Sitemizde yer alan herhangi bir yazı, makale, resim, reklam gibi yerlerdeki olumsuzluk ifade eden veya hatalı olan yerlere rastlarsanız İLETİŞİM sayfamızdan bize iletebilirsiniz.
Cennete giden yol Allah'ı daima hatırda tutarak dini bilgileri öğrenmekten geçer. Allah(cc) ilmimizi ve anlayışımızı artırmasıyla bizlere zatını daha iyi anlayıp yaşamamıza yardımcı olsun inşallah. (Amin)


HERŞEY ALLAH(cc) RIZASI İÇİN

Dinibilgiler.gen.tr 2015  -  Yapımcı ErenlerYazilim.com - Site EM@il >


Dinibilgiler.gen.tr