Ana Sayfam Yap : Sık Kullanılanlara Ekle 28 Muharrem 1439 ,
Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulmaktadır: "Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden Ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir." (el-Bakara, 185).


Herşeye varmak için bir yol vardır. Cennetin yolu dini bilgilerdir. [Hadis-i Şerif]        Hizmet Nimettir  
Ana Sayfa : Üyelik : Ziyaretçi Defteri : Destek : E-Kart : Hakkımızda : İletişim  
 Dinibilgiler.gen.tr Online Web Sayfasına Hoşgeldiniz. Hayırlı gezintiler dileriz.
Bize bu imkanı veren Yüce Allah(cc)'a hamd, Alemlerin efendisi
Hz.Muhammed (sav)'e, onun aile ve ashabına salat ve selam olsun !
Bütün peygamberlere ve Allah dostlarına da selam olsun !
Bütün mü'min kardeşlerimizede selam olsun !
 
Üyelik Girişi Yeni Üyelik : Bilgilerimi Unuttum
Kullanıcı Adı: Şifre:
 Hudeybiye Antlaşması Ve Hayber Savaşı
Dinibilgiler.gen.tr - Hudeybiye Antlaşması Ve Hayber Savaşı Hicretin altıncı yılı idi. Peygamber Efendimiz Beytullah'ı ziyaret için Zilkade ayının başında bin beş yüz kadar ashabla Medine'den çıktı, Mekke'ye yöneldi. Maksadları savaş olmadığı için, müslümanlar yanlarına mükemmel savaş aletleri almayıp yalnız birer kılıç kuşanmışlardı.

Mekke müşrikleri, Hazret-i Peygamberin Medine'den Mekke'ye doğru yola çıktığını haber alınca, bir ordu halinde Mekke'den çıkmış ve engel olmaya karar vermişlerdi. Hazret-i Peygamber onlara Hazret-i Osman'ı gönderdi. Maksadlarının savaş değil bir Umre ziyareti olduğunu bildirdi. Fakat onlar yine razı olmadılar.

Mes'ud Sakafî'nin oğlu Urve, yolda Peygamber Efendimize rast gelerek müslümanların davranışlarına dikkat etmişti. Müslümanların Hazret-i Peygamber etrafında pervane gibi dolaştıklarını, bütün emirlerini hemen yerine getirdiklerini, huzurlarında son derece edeble hareket ederek yavaşça konuştuklarını, peygamber abdest alırken serpilen damlaları alıp yüzlerine ve gözlerine sürdüklerini görmüştü.

Urve Mekkelilerin yanına gidince; "Ey cemaat! Ben Kayserin, Kisra ile Necaşî'nin divanlarında bulundum. Birçok hükümdarlarla görüştüm. Vallahi ben, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında arkadaşlarının yaptığı hürmet ve itaatin bir benzerini görmedim. Bunlar öyle kolay kolay dağılacak bir toplum değil!" diyerek kendilerini uzlaşmaya götürmek istedi. Mekkeliler, Arabların en güzel söz söyleyeni olan Amr oğlu "Süheyl"i Peygamberin huzuruna gönderdiler. Sonunda on sene müddetle sulh karar verildi. Buna "Hudeybiye Musalahası (Barış Andlaşması)" denir.

Hudeybiye Barış Andlaşması sırasında, Hazret-i Osman'ın Mekke'de şehid edildiğine dair bir heber yayıldı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz bir ağacın altına oturdu. Bütün müslümanlar toplandı. Ölünceye kadar direnip savaştan kaçmayacaklarına dair Peygambere söz verdiler. Buna "Bey'atü'l-Rıdvan" denilmiştir. Çünkü böyle söz verip, bey'at eden müslümanlardan Yüce Allah razı olduğunu Kur'ân-ı Kerîm'de bildirmiştir.

Fakat Hazret-i Osman hakkındaki bu haberin doğru olmadığı anlaşıldı. Düşmanlar, müslümanların bu kararını duyunca korktular. Hazret-i Osman'ı serbest bıraktılar. Sulh andlaşması imzalandı. Hazret-i Peygamber ile ashab-ı kiram kurbanlarını keserek Medine'ye döndüler.

Hudeybiye Musalahasının (Barış Andlaşmasının) başlıca şartları şunlardır:

1) Müslümanlarla karşı taraf arasında on sene savaş olmayacak iki tarafın hiç biri diğerinin malına ve canına el atmayacak. 2) Müslümanlar bu yıl Beytullah'ı ziyaret etmeksizin geri dönecekler. Gelecek yıl üç günden fazla olmamak üzere Mekke'ye gelip Beytullah'ı ziyaret edecekler. Bu üç gün içinde Mekkeliler şehir dışına çıkacaklar. 3) Müslümanlardan Kureyş'e sığınacak olursa, geri döndürülmeyecek, fakat onlardan müslümanlara sığınanlar geri döndürülecek 4) Müslümanlardan Hac, Umre ve ticaret için Mekke'ye gideceklerin canları ve malları güven altında olacak. Kureyş tarafından Mısır'a ve Şam'a gidenlerle ticarette bulunmak üzere Medine'ye gelenlerin de canları ve malları güven altında bulunacak. 5) Kureyş'den başka diğer kabileler isterlerse müslümanların, isterlerse Kureyş'in koruması altına girebilecek. Bu anlaşma üzerine, Huza'a kabilesi müslümanların ve Beni Bekr kabilesi de Kureyş'in koruması altına girdiler.

Hudeybiye Andlaşmasının önemi İslâm tarihinde pek büyüktür. Bunun çok yararları görülmüştür. Bu, büyük bir başarı demekti. Fakat önceden bunu bilen sadece Peygamber Efendimiz olmuştur.

Bu yararların bir kısmı şunlardır:

1) Ashab-ı kiram savaş için hazırlanmışlardı, silâhları noksandı. Düşman ise son derece hazırlıklı idi. Bu durumda âdete göre savaş yapılması uygun değildi. Bu andlaşma ile böyle bir savaş önlenmiş oldu. 2) Müslümanlar çok iyi bir şekilde eğitilmiş oldukları için, belki de düşmanlarına üstün geleceklerdi; fakat kesin bir gerek olmadığı halde savaş ile Mekke'ye girmek, Kabe'ye saygısızlık olacaktı. Bununla beraber Mekke'de kalıp da İslâm olduklarını saklayan bazı müslümanlar da çiğnenmiş olabilirdi. Bu anlaşma böyle işlere engel olmuştu. 3) Mekkeliler, Medine'de kurulan İslâm hükümetini o zamana kadar tanımıyorlardı. Bu andlaşma ile müslümanlar kendi devletlerini onlara tanıtmış oldular. 4) Müslümanlar bu andlaşma sebebiyle Kureyş'in saldırısından emin olarak başka düşmanları ile uğraşmaya zaman kazandılar. Başka yerlerde fetihlerde bulundular. 5) Bu andlaşma ile birçok kabile müslümanlarla serbestçe görüşerek İslâmın yüksekliğini anlamış oldular. İslâmiyeti kabul edenlerin sayısı birden bire çoğaldı. Sonuç bakımından Hudeybiye Andlaşması açık bir zaferdi.

Hayber Savaşına gelince: Bu da hicretin yedinci yılında olmuştur. Şöyle ki: Hayber, Medine'nin Şam yönünde dört günlük uzaklıkta bulunan bir şehirdi. Çevresinde birçok kaleler, hurmalıklar ve tarlalar vardı. Bu ülkede Yahudi'ler oturuyordu. Birçok İslâm düşmanları da bunlara katılıyordu. Bunlar müslümanlar için bir tehlike oluyordu.

Hicretin yedinci yılı muharrem ayında Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazretleri dört yüz piyade ve iki yüz süvari ile burasını kuşattı.

İslâm ordusunun Hayber'e ulaşması geceye rastlamıştı. Fakat bir kavmi ansızın habersiz bir şekilde basmak Peygamberimizin âdetleri değildi. Sabaha kadar beklenildi. Sabahleyin kuşatma başladı. Hayber kaleleri çok sağlamdı. İslâm sancağı her gün ashabdan büyük bir zata teslim ediliyordu. Fakat kesin sonuç alınamıyordu. Sonra bir gece Hazret-i Peygamber şöyle buyurdu: "Yarın İslâm sancağını öyle bir kimseye teslim edeceğim ki, o devamlı olarak düşmana saldırır, asla geri çekilmez. O, Allah'ı ve onun Peygamberini sever; Allah ve onun peygamberi de, onu sever. Allah onun elleri ile fetih (zafer) verecektir."

Ertesi gün Hazret-i Ali Medine'den gelip orduya yetişti. Göz ağrısından rahatsız olduğu için geri kalmıştı. Peygamber Efendimiz İslâm sancağını Hazret-i Ali'ye verdi. O da, hemen Kamus kalesi üzerine yürüyüp önünde sancağı dikti. Birçok Yahudi ile mübaredezede (açık çarpışmada) bulundu ve hepsini öldürdü. Sonunda Kamus kalesini ele geçirdi. Diğer kaleler de birer birer ele geçirildi.

Hayber arazisi Devlet Hazinesine bırakıldı. Halkı da , bu araziyi ekip gelirinin yarısını Hazineye vermek üzere yerlerinde bırakıldı.

O tarihe kadar İslâm ordusunda, yalnız Reislere ait olmak üzere bir sancak bulunurdu. Hayber savaşında ise, askerlere de bayraklar verilmişti.

Hayber savaşında müslümanlar on beş şehid vermişti. Düşmanın kaybı da doksan üç kişi idi.

Hayber savaşından sonra, Haris kızı Zeyneb ismindeki bir Yahudi kadın, peygamberimize hediye diye kızartılmış bir koyun ikram etti. Peygamber Efendimiz bundan bir lokma alır almaz: "Bu zehirlidir, sakın yemeyiniz!" buyurdu. Sonra mübarek omuzları arasından kan aldırdı. Bu kadını da kendisi için cezalandırmayıp bağışladı. Fakat Bera oğlu Bişr adındaki sahabi, yediği zehirli lokma yüzünden hemen öldü. Zeyheb de suçunu itiraf ettiğinde, Bişr'in varislerinin isteği üzerine Zeyneb kısas cezası ile öldürüldü. İşlediği cinayetin cezasını çekti.
 
Yüce Allah(cc)
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Peygamberler
İslam Dini
Multimedya
Dersler
Dualar
Resim Galerisi
Mükellefin Görevleri
Mahrem Konular
Yaratılış
Ölüm ve Sonrası
İman
İbadet
Fıkıh
Tasavvuf
Makaleler
Dini Hikayeler
Metafizik
Mübarek Gün ve Geceler
Üyelik
Ziyaretçi Defteri
Destek
E-Kart
Hakkımızda
İletişim - Bize Yazın

Çembersel Sosyal Medya
Dini içeriklerinizi paylaşabilirsiniz.



2015 { www.dinibilgiler.gen.tr } 2015



TELİF HAKKI : Bi-iznillah ile hazırlanan siteye ait hiçbir maddi ve manevi karşılık beklenmemekle birlikte telif hakkı yoktur. Kaynak gösterilerek Allah rızası için serbest bir şekilde dağıtabilirsiniz.

Sitede yer alan reklam içeriklerinin dinibilgiler.gen.tr ile bir bağlantısı yoktur. Reklamların konusu dine aykırı ise, şiddetle men etmekteyiz.
Sitemizde yer alan herhangi bir yazı, makale, resim, reklam gibi yerlerdeki olumsuzluk ifade eden veya hatalı olan yerlere rastlarsanız İLETİŞİM sayfamızdan bize iletebilirsiniz.
Cennete giden yol Allah'ı daima hatırda tutarak dini bilgileri öğrenmekten geçer. Allah(cc) ilmimizi ve anlayışımızı artırmasıyla bizlere zatını daha iyi anlayıp yaşamamıza yardımcı olsun inşallah. (Amin)


HERŞEY ALLAH(cc) RIZASI İÇİN

Dinibilgiler.gen.tr 2015  -  Yapımcı ErenlerYazilim.com - Site EM@il >


Dinibilgiler.gen.tr